Caché

2 Mayıs 2011 Pazartesi


Neden böyleyiz birbirimize güvensiz? Neden birbirimizden uzak ve umursamaz. Vicdanlarımız alınmış gibi. Haneke sinemasından ne alırdınız bol gülümsemeler, güzel aşklarsa televizyonunuzu kapatma vaktiniz gelmişte geçiyor demektir. Çünkü siz bunu yapmazsanız birazdan Haneke yanıbaşınızda belirir ve elinde balyozla televizyonunuzu kırar.

Paris Sıkıntısı

27 Nisan 2011 Çarşamba

Çinliler kedilerin gözlerinden okurlar saati.

Bir gün, misyonerin biri, Nankin’in dış mahallelerinde dolaşırken, saatini unuttuğunu fark etti, küçük bir çocuğa saatin kaç olduğunu sordu.

Göksel imparatorluğunun çocuğu ilkin duraladı; sonra düşüncesini değiştirip karşılık verdi: “Şimdi söylerim.” Az sonra yeniden belirdi, kollarında kocaman bir kedi tutuyor, gözlerinin içine bakıyordu; duralamadan konuştu: “Tam öğle olmadı daha.” Doğru söylüyordu.

Ben de güzel Féline’e, öylesine güzel adlandırılmışa, hem türünün onuru, hem gönlümün övüncü, aklımın kokusu olana doğru eğildiğim zaman, ister gece, ister gündüz olsun, ışıkta olsun, yoğun karanlıkta olsun, tapılası gözlerinin derinliklerinde açık açık saati görürüm, hep aynı saati, uçsuz bucaksız, görkemli, uzayca büyük, dakika, saniye bölümü de bulunmayan bir saattir; saatler üzerine işlenmemiş, kımıltısız, gene de bir iç çekiş kadar hafif, bir bakış kadar hızlı bir saattir.

Ve bakışım bu güzelim kadran üzerinde dinlenirken, bir can-sıkıcı gelip de rahatımı kaçırırsa, dürüstlükten, hoşgörüden yoksun bir Dehâ adamı, bir engelleyici İfrit gelip de bana: “Neye bakıyorsun böyle özenle? Bu yaratığın gözlerinde ne arıyorsun? Orda saati mi görüyorsun, savurgan ve tembel ölümlü?” diyecek olursa, hiç duraksamadan verebilirim karşılığını: “Evet, saati görüyorum; vakit Sonsuzluk’tur!”

Ne dersiniz, hanımefendi, gerçekten değerli, sizin kadar şatafatlı bir aşk şiiri değil mi bu? Doğrusunu isterseniz, bu özentili yapıtı örerken o kadar zevk duydum ki, karşılığında hiçbir şey istemeyeceğim sizden.

The Seventh Seal

23 Nisan 2011 Cumartesi


Yedinci Mühür yalnızca bir film olmanın ötesinde zamana meydan okuyan bir başyapıt, Bergman sinemasında didiklenen o insan ve onun çevresinde dolaşan olgu ve formlar bu filmde bizlere Antonius Block karakteri ile ölüm arasında sunuluyor.

Hayatı, ölümü,sonsuzluğu ve Tanrı'yı sorgulayan ve bunları bulmaktan öte bir bilmeyi isteyen Antonius Block ve yardımcısının bir yol hikayesi. Kimine göre inanmaktan öte bir sorgulama eseri olan bu yapıt bir zaman sonra gerçeğin kaçınılmaz gerçeği ile başbaşa kalmanıza da yardımcı olabilir.

Shi

21 Nisan 2011 Perşembe


Bu sene İksv Film festivalinde de gösterilen bir başka filmde Shi (Şiir) geç yaşta keşfettiği bir sloganla hayatını sürdürmek isteyen Mija'nın şiirin doğasında olan ilhamı araması ve karşısına çıkan zorluklar karşısında kendisini ifade etmek için uğraştığı çaba konu alınıyor. Filmi tamamlayan yan unsurların içerisinde yer alan fedakarlık bu kez sevgi ve kötü arasına sıkışmış, belki de bu kez bu sıkışmışlık kendisini kağıtta ifade etmek için vardır.

Hanyo

20 Nisan 2011 Çarşamba


Bu sene İksv Film festivalinde de gösterilen Hanyo izleyicisine bir anne adayı üzerinden iktidar ve güç çatışmasının nasıl sonuçlar doğuracağını gözler önüne seriyor. Sinematografik ve senaryosu ile mesajının gerisinde kalsa da Güney Kore sinemasının gerilim üzerinden gerçek vurgusu bu filmde de mevcut. Çoğu kez güçlü olmak güçlü kalmanın ve o gücü her ne olursa olsun korumanın özerkliğinde bulunsa da bu kez o gücün kendisine aslında her an nasıl meydan okuyabildiğinide görüyoruz.

Wild Strawberries

17 Nisan 2011 Pazar


Geçmiş ve gelecek aynı zamanda olabilir mi?

Bergman bizlere öyle bir şölen sunuyor ki karşısında bir kez daha saygı duymaktan öteye gidemiyor insan. Blog içinde yer alan filmler hakkında söylenebilecek bir çok söz varken ben her zaman bunu izleyicinin kendisine bırakmayı uygun buldum. Birilerinin filmi nasıl anladığı bir diğerinin anladığı olsun isteği çoğu kez sinemanın doğasına vurulan ket gibi durmakta. Bu film için söylenebilecek yegane şey de benim için bundan ötede durmuyor evet Igor yalnız bir adam evet hataları ile yüzleşiyor belki de yüzleşmek zorunda olduğu gerçeğinden kaçamıyor ama kim ve neden en önemlisi de niye?

Bergman sunar...Wild Strawberries

Angst essen Seele auf

15 Nisan 2011 Cuma


Sen birisini sevmek zorundasın, ya başkaları... Beni sevmiyorlar bunu biliyorum çünkü bunu gözleriyle belli ediyorlar.